Son güncellenme :07.12.2017 15:08

Anasayfa > Alt Manset, Belçika, Gazete, Manset > ‘Cehaleti’ yenmek için, her ay bir değil, iki gazete hazırlıyoruz!’

07.12.2017 Per, 15:08

‘Cehaleti’ yenmek için, her ay bir değil, iki  gazete hazırlıyoruz!’

BELÇİKA’da 1961 yılından itibaren yeni bir yaşam biçimini benimsemiş olan Türkler, ilk günden itibaren, haber almaya, haberdar etmeye, bilgilenmeye büyük önem vermişlerdir..
İlk günler,sılaya mektup yazmakla geçti.. Mektuplar yazılır, allanır, pullanır ve yeni mektuplar beklenirdi o yıllar..
Ne yıllardı hani!
Sonra telefonun tellerine türküler yaktığımız günler geldi..
Telefonlaşmak, telgraf çekmek bir hayli moda idi..
Helede düğünlere gidilemediği zamanlar çekilen telgraf metinleri,ne hüzünler verirdi..
‘Gelemedik’ sözünün ardından,’birliktelik, mutluluk, sağlık’ mesajları nasıl da alkışlanırdı..
Mektup yazılırdı sılaya..Alınan bu mektuplar karşı tarafta, ocak başında yanan ateşe karşı okunurdu.. Alev, alev hasret kokardı mektuplar..Koklanır da, koklanır dı!..Özlemler dile gelirdi..Ah o özlemler..
Sevgiler, aşklar dillendirilirdi.. Yıllara özlem, aylara özlem, günlere özlem vurguları yapılırdı..
Bu yıllar öyle geçti..Hatırlayanlar var mı?
Radyonun kulağı bükülürdü..Cızırtılı bir şekilde ‘Türkiye’nin Sesi’ radyosu dinlenirdi.. O ah o radyolu günler..
Sonra siyah-beyaz televizyonlu günler başladı..
Haberlere kulak verdik, türküler ile hasret giderdik..Memlekette ne olmuş, ne bitmiş öğreniverdik..
Sonra renkli ekranlar..
Karşısına kurulup memleketten haberler dinlediğimiz günler..
Sılaya mektup yazmayı unuttuk, cep telefonları ile tanıştık birden..
Elden düşürmez olduk.. Alolar imdada yetişti..
Hatta görüntülüsü çıktı telefonların..
Hayatımıza yeni dijital deyimler girdi..
Sayfalar açtık, internet üzerinde..
Whatsaap, Facebook, İnstagram ve twitter…
Daha neler, neler?
Bu arada unuttuk sanmayın,sılaya gazetelerimiz geldi..
Adı Tercüman’dı, Hürriyet idi, Günaydın oldu, Milliyet vardı, Cumhuriyet beklenirdi..
Bugünlerde onların yerini yeni gazetelerimiz almaya başladı..
Yerelden ve özelden haberlere sörf yapmaya başladık..
Kimine internet yetişir oldu, kimine daha fazla haber ve dokunmak için gazete gerekliydi..
Yetinmeyenlere, kitaplardan vazgeçmedi..
Bir yarıştı bu ‘cehalate’ karşı..
Okumak, bilgilenmek, haberdar olmak ve birliktelik yapmak noktasında…
İşte size kısaca yılların öyküsünü sunduk..
Ama Belçika Türkleri olarak, istediğimiz yere gelebildik mi?
Ortak bir platformumuz oldu mu?
Sesimiz gür çıktımı?
Ele, ele, gönül, gönüle verebildik mi?
Birbirimizden haberdar olmak için bir gazetede birliktelik yapabildik mi?
Destekledik mi  cehalete karşı savaşanları?
Bir,bir tükettik, güzel hasletleri..
Bugünlere geldik..
Ceple konuşuyoruz ya, yetişir…
Gazetemiz olsa ne olacak, olmazsa ne olacak noktasına nasıl da geldik..
Bu bu uğurda vazgeçmeyenlerde var?..
Onlar inadına, haberdar ediyor, bilgilendiriyor ve Türkçe diline katkı yapıyorlar..
Türkçe konuşmak, Türkçe yazmak, Türkçe anlamak, Türkçe rüya görmek bir başka..
Onlar Belçika’nın farklı kentlerinde şimdi gazete dağıtıyorlar..
İnsanımız okusun, bilgilensin ve cehalete karşı birliktelik yapsın diye..
Onlar soğuk, yağmur, çamur demeden koşuyorlar..
Bu medeniyet yarışında bizde varız demek için..
Öyle ya elin oğlu Kudüs’ü başkent ilan etti..
Sen ne düşünüyorsun, ey Türkoğlu…
Brüksel varoşlarında, Gent sokaklarında, Anvers’te, Limburg yollarında..
Dilde birlik unutuldu, öz de birlik unutuldu, sözde birlik es geçildi!..
Hala ‘ bana dokunmayan yılan bin yaşasınlar da mısın ey oğul, ey kızım!’
Böyle bir hikayesi var, YeniHaber Belçika’nın, BelgoTürk’ün..
Brüksel’de hazırlanır, Almanya’da basılır, Türklere ulaştırırlar..
Hani deriz ya hep, ‘söz uçar, yazı kalır’ diye!..
Biz Belçikalı Türkler, gazete çıkarırız,cehaleti yenmek için..
Bugün bir ikiyiz, yarın üç dört…
Gelecek günlere mi Allah kerim!
Gazete, gazeteee, gazete, yeni çıktı…
Yazıyor, yazıyorrrr, Belçikalı Türkleri yazıyor…
Kim,nerede ne yapmış?
Merak etmez misiniz?
Yoksa, anadan doğma onları da mı biliyorsunuz?
Haklılar ya, okuyacaklar da ne olacaklar?
Okuyacaklar da ne olacaklar..
Dağ başında çoban olsaydım..
Çoban olsaydım..
Yaylanın çimenine kuzu yayılır kuzu!
?!……
YeniHaber Belçika/BelgoTürk/ 7 Aralık 2017/YC

YORUMLAR

Bu Haber 32 kez Görüntülenip Okundu