Son güncellenme :18.04.2017 13:20

Anasayfa > Alt Manset, Avrupa, Manset > ‘Yeni Anayasa Değişikliği’ Halk Oylaması’na tepki gösterdiler

18.04.2017 Sal, 13:20

‘Yeni Anayasa Değişikliği’ Halk Oylaması’na tepki gösterdiler

16 Nisan 2017 Anayasa Değişikliği ve Başkanlık Sistemi ile İlgili Referandum Sonuçlarını Reddediyoruz ve Yapılan Hukuksuzluklardan Dolayı Gayri Meşru ilan Ediyoruz

Yüce Türk Milleti,

16 Nisan 2017, tarihinde Türkiye Cumhuriyetinin devlet ve millet kaderinin oylandığı referandumda, resmi verilere göre % 51 evet ve %49 hayır sonucu elde edildiği idda edilmiştir.

Referandum süreci boyunca, Cumhurbaşkanı olduktan sonra tarafsız olması gereken ve bunu TBMM deki kürsüden yemin ederek, Türk kamuoyuna  canlı yayında medya kanalıyla  beyan eden, ve ondan sonraki uygulamaları ile  namus ve şerefi üzerine yemin ettiği Anayasanın maddelerini ayaklar altına alan Erdoğan, mevcut siyasi iktidarın, fiili başkanıymış gibi, AKP Hükümeti ve yeni havarisi Devlet Bahçeli İle birlikte hareket ederek,  tüm örtülü ödenek olanaklarıda dahil olmak üzere , devletin tüm olanaklarını, resmi ve özel televizyonlarıda dahil,  tek başına kullanarak, Türkiye tarihinde görülen en  büyük  Anayasal ve Ahlaki suçların hepsini, tek tek  işlemiştir ve uluslararası kabul edilen nezaket ve normlarıda hiçe saymıştır .

Erdoğan demek, günümüzde  bu anlamda, yaptıkları uygulama ve soylemlerle, hukuk tanımayan, günlük ve anlık psikolojisine göre hareket edip, devlet yönettiğini sanan, sorumluluk ruhu ve hissi taşımayan,yüksek sara hastası, agrasif, sahte bilgi üreten,  lise diplomasi tartismali ve üniversite diplomasinin bile sahte olduğu idda edilen,   sadece ve sadece kendi şahsi çıkarı, ailesinin çıkarı ve etrafındaki iktidar olanaklarından yararlanan, tescilli hırsız ve  ahlaksızlar takımının çıkarını düşünen ve bu uğurda Türkiye Cumhuriyetinin bekasını imha etmeye ve Yurt dışında yaşayan türkleri hedef tahtasına oturtmaya ve onların günlük yaşam olanaklarıyla bile oynamaya, kendisi için herkesi  tehlikeye atmayı bile göze alan,vicdan ve insanlığın yok hükmünde olduğu bir şahısla,  gerçek  bir psikolojik vaka ile karşı karşıya olmak demektir. Son 15 yıl ve son referandumdaki faliyetlerindende yukardaki saydığımız vasıflarını dahada iyi görüntülemiş bulunuyoruz. Tayyib Erdoğan, bütün özellikleri ile, bugüne kadar binlerce örnekte olduğu gibi, gündelik  rafine yalan ve suç makinesi, nankör ve inkarci kimliğine sahip bir kişilikten başka bir şey değildir. Bu kişliğe Türkiye asla emanet edilemez. Hesabını sormak yüce milletin görevidir. Dunya milletleri arasinda turk halkinin sayginligi, rusvet ve yolsuzluklar ulkesi olarak adi gecmesinden  ve itibarinin  igdis edilmesinden tekrar kurtarmalidir ve gercek degerine tekrar kavusturulmalidir.

Tüm referandum süreci boyunca, Tayyibist seriatçı terör guruplari oyle bir teror estirmislerdiki, burada ; muhalif en küçücük bir sese bile izin verilmemiş, insanlar sokak ortasında dövülmüş, gözaltına alınmış, Tayyibist zaptiyelerin hışmına; ölüm tehditleri alarak, palalarla sokaklarda dolaşarak, mafya bozuntularının bile tehdit elementi olarak kullandırılarak,  uğrayan, milletvekilleri, belediyeler ve calisanlari, ogrenciler, sivil toplum kuruluşları, yazarlar, gazeteciler azımsanmayacak kadar çoktur. Bunların hepsi insanların çoluğum çocuğum var fazla bulaşmayayım psikolojiside kullanilarak şerefsizce, açıktan ve alenen yapılmıştır. Bunların hepsi belgelidir.

Bu süreçte, T.C. memur aktine, şerefi ve namusu üzerine yemin ederek iş başı yapan; Kaymakamlar, Valiler, Milli Eğitim Müdürleri, Okul Müdürleri, Müftüler, Camii imamları, Muhtarlar, Belediye Başkanları ve meclis üyeleri,savcilar ve hakimler,  Emniyet Müdürleri, çeşitli rütbe ve sınıflardan Komiserler, askeri personeller,  diplomatlar, diyanete bağlı camiiler,  konsolosluklar, büyükelçilikler, devlet televizyonu olan TRT, Devletin resmi ajansi Anadolu Ajansi,  bizzat Erdoğan ve havarileri tarafından kelimenin tam anlamıyla tek  taraflı olarak, eşitliğe ve adalete ve Yüksek Seçim Kurulu yasalarına ragmen,  tamamen suç teşkil edecek şekilde aykırı olarak kullanılmıştır.

Bu süreç içerisinde, Erdoğan tarafından ;iş dünyası, öğretim üyeleri, üniversiteler, rektörler, gazeteciler, muhtarlar , sanatcilar, resmen tehdit edilmiş ve edilgenleştirilmiştir. KHK adı altında yapmadıkları kanunsuzlukların haddi hesabı yoktur. Hoşuna gitmeyenleri ise, FETO cu adı altında, suçlanarak kanıksanmışbir metodla her anlamda  bircok kisi  işten el çektirilmiş ve tutuklattırılmıştır. Türkiyeyi Tayyibistan özel cezaevine çevirmiştir. Bunda Tayyibin havarilerinin yanında , insiyatifi tamamen Tayyibe kaptıran, güncel olarak Tayyibin gündem minderinde oynayan, bahaneci, edilgen ve vizyonsuz, lafın tam anlamı ile, fikirsiz, curetsiz , milli karekterini kaybetmiş, sürekli sızlananve   Siyasi partilerin  muhalefet liderlerininde payı azımsanmayacak kadar çoktur.

Referandum sürecinde,  Tayyibist yeşil gömlekliler tarafından, Muhalif kişilerin, oyle vahsice sokakta hayır propagandaları ve bildiri dağıtmaları engellenmiş, secim cadirlari bir cok yerde yikilmis ve masalardaki imza kampanyalarinin belgeleri yirtilmuistir  ve muhaliflere karşı hatta fiziki güç kullanılmaktan tutun , muhalif lider Meral Akşenerin toplantisi sırasındaki gibi elektrik kesilmelerden, muhalif Kadın lider Meral Akseneri  salona kilitlemekten,   hatta bir muhalif lider olan Sinan Ogana karşı  suikaste yeltenmeye kadar varan kahpece ve kalleşçe eylemlerden  geri durulmamıştır.

Muhalif liderlerin toplantı yerlerinin  toplantı yerinin iptali için müdahaleler edilmiş ve salonlar, meydanlardaki toplantı ve mitingler iptal ettirilmiştir. Denizli Sehrinde oldugu gibi Ana muhalefet Partisi CHP nin konvoyu alana sokulmamistir.  Yada mümkün olduğu kadar engellenmeye çalışılmıştır. Toplantılar Erdoğanın son gözde havarisi Bahçeli tarafından, Milevekilleri Ümit Özdağ ve Yusuf Halacoğlunun konuşma yapacağı Silifkedeki toplanti salonu baskına uğratılmış, kavga çıkartılmış ve ağır tahriklere uğratılmıştır. Yıldırma hareketi, yalnizca  bunun ile kalmayıp, tıp literatüründe,  sadece karekteri manüpülatif-psikopotlarca yapılabilecek olan,s istemlileştirilerek üretilen,  yalan propagandalarla toplum yanıltılmış ve kandırılmıştır. Şu anda Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) raporuylada bu ahlaksızlıklar ve faşizm uygulamaları ispatlanmıştır.

Erdoğan ve havarileri  anlaşılan Hitlerin ve Mussolinin iktidara geliş sürecini ve Kavgam kitabını iyi okumuşlar  ve bu insanlığın lanetlediği sistemi, Türkiye üzerinde Nazizmin/ Faşizmin 2017 yılındaki  Erdoğan versiyonunu uygulamaya geçirmişlerdir.

Bu referandumdaki hukuksuzluklarla, Tayyibistancı Şeriatçı Nazizmin/Faşizmin yüzü açıkça görülmektedir.  Temel hedefleri,  Erdoğanın havarilerinden bas danisman kimlikli Uçum un dediği gibi , 17. Türk Devletini yıkmak ve Gazi Mustafa Kemal Atatürkü, Emperyalist efendilerinin arzuları doğrultusunda, kendilerince coğrafi ve siyasi haritadan  silmek olduğu açıkça görülmüştür.

Türkiyede olduğu gibi, Yurtdışındada referandumda oy kullanan seçmenler, referendum boyunca aynı, eşitsiz muameleye tabi tutulmuşlar, Örtülü ödenek ve Diyanet ve şeriatçı  tarikatlar, konsolosluklar ve büyükelçiliklerin binaları Erdoganist karargah olarak kullanılmıştir. Oy kullanımı sürecinde, yüzlerce otobüs ve çeşitli benzeri araçlar ile oy sandıklarına ulaşmaları sağlanmış ve orada bulunan sayısız usulsüzlükleri yapan  sandık başkanı imamların, önemli bir kısmı tarafından oylar evete çevriltilmesi için ellerinden gelen telkinlerin yapıldığı gözlemlenmiştir. Bazı yerlerde cifte oy kullanmalar şeklinde bile medyaya bunlar yansımış, bazı yerlerde ise hala iddia olarak araştırılmaya muhtaç durumda süreç devam etmektedir.

Bu anlamda Erdoğancı şeriatçı Faşizm/Nazizimin uygulaması, bu referendum sürecine Anavatan ve Yurtdışında eşitsizliğin ve ahlaksızlığın, vicdansızlığın uygulaması olarak tarihe geçmiştir. Hala YSK nin bile rededemedigi, AKP baskisiyla gecerli saydigi  2,5 Milyon muhursuz oyun akibeti belli degildir.

Tüm bu Erdoganist şeriatçı Faşizmin/Nazizmin uygulamaları bile, son AGİT raporuna yansıyan, CHP nin sözcüsü Tezcanın , Milletvekili Ümit Özdağın, Eski Bakanlarımızdan  Meral Akşenerin, Vatan Partisi Genel  Başkanı Doğu Perinçekin ve diğer tüm  sorumlu, vicdanlı ve devlet terbiyesi almış ve demokrasiyi özümsemiş ,tüm vatan perverlerin de belirttiği gibi, bu referandumdaki uygulamalar, kabul edilebilecek bir sonuç üretmemiştir. Bu referendumda, YSK başkanı bile sorunlu hale gelmiştir ve YSK başkanı, tüm belirtilerle birlikte  Erdoğanın havarisi gibi davranmıştır.  İşte tüm bu nedenlerle bu referendum, Anayasaya göre ve uluslararası normlara göre geçersizdir. Meşru değildir.

Anayasamıza göre, bu durumda Milletin direnme hakkı doğmuştur. Hukuki süreç itirazlarla  bir yandan işlerken,Tayyibistlerin  bir yandanda aynen Hitlerin SA ve SS leri, Mussolinin Kahverengi gömleklileri gibi, yarı milis / para militer kuvveti oluşturduğu iddaları ayyuka çıkmıştır. Eski milletvekili Sinan Oganında dediği gibi, bu  milis kuvvetleri oluşturdukları, silahlı eğitim aldıkları açıklanmıştır. Tayyibist bu yeşil gömlekliler, muhaliflere karşı  açık tehditleri kullanıp, hayırcıları denize dökecelerini ve kadinlarin ganimet olarak helal oldugunu ve hayir verdigi tespit edilen kisilerin beledeiyeerdeki islerine son verilecegi gibi  sozleri acik acik beyan etmişlerdir. Bunun tarih cok iyi bilen bilim adamlarının belirteceği gibi,  Tayyibist şeriatçı Yeşil gömlekliler ve Mafya bozuntuları ve buna yurtsever Ülkücülükle artık alakası olmayan,  şeref fakiri Olacay Kılavuz gibi bozuntular, uzaktan kumandalı Yurtdışındada artık Tayyibin havarilerinden Bahçelinin çömezi olan ve  Ülkücülükle ve türk değerleri ile  alakası kalmamış, çok az sayıdada olsa ülkücü dernek ve  Federasyon başkanı diye ortada dolaşan vicdan fakirleri  dışında, Vatanperver Ülkücüler, Devrimciler, Alevi ve Sünni Dindarlar, Vatanperver gayri müslümler, vicdan, terbiye ve törelerimizi kullanarak yaptıklari çalışmalarla bu surecte Türkün onurunu kurtarmışlardır.

 İşte Tayibbist yeşil gömleklilerin ve havarilerinin tüm tavır ve uygulamalarına karşı, Ebedi Milli Lliderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürkün, 15. Temmuz 1920 tarihli Hakimiyeti Miliyenin baş yazısında (Başyazar Mustafa Kemal)   yazdığı gibi , aynı çağrıyı Hollanda Türkleri Konseyi  olarak   burdan yüce milletimize aynen tekrar ve tekrar tekrarlıyoruz :

Gazi Mustafa Kemal Atatürk diyorki: “İstiyoruz ki yer yüzünde zulüm kalmasın, uluslar arasındaki düşmanlıklar kalksın. Dünyaya hakim olan kapitalizm illeti, bir daha kalkmamak üzere uyusun. İşte bugün içinde bulunduğumuz mücadelenin bizce tek anlamı. Biz bu amaçla harekete geçtik. Bağımsızlığımız ve varlığımız için emperyalizme karşı hayat ve dünya devrimi uğrunda, zulümden kurtulmuş yeni bir döneme doğru yürüyoruz. Giriştiğimiz iş; büyük, ağır ve o oranda şerefli ve şanlıdır. Görüyoruz ki kendimizi kurtarmak için uğraşmak demek, bütün dünya uluslarının kurtuluşunun milyonlarca cephesi arasında çalışmak demektir. Yapılan iş, henüz başlanmış olan iş, o kadar büyüktür ki, bunun karşısında ruhların yüksek bir heyecanla titrememesi mümkün değildir. Çünkü bizim kurtuluşumuz dünyanın kurtuluşu demektir. Ve bütün dünya su uğursuz emperyalizm zulmünden kurtulmadıkça, bizim için hayat ve rahat ihtimali düşünülemez… Zulüm dünyası son günlerini ve son nefesini yaşıyor. Avrupa emperyalizmi karşımıza çıkara çıkara Yunan’ı çıkarabildi. Yunan’ı bozguna uğratmak yalnızca yüzbinlerce kardeşimizi cellat bıçaklarından almak değil, belki de bütün dünyanın kurtuluşuna tarihin en büyük, en şerefli ve en şanlı hizmeti yapmak demektir. Türkler! Ayaklanınız!” 

Yüce Milletimiz,

Dünyanın neresinde olursak olalım, Türkiyedeki Tayyibistan kurulma çalışmaları Emperyalist bir projedir. Çünkü Tayyibistan demek T,C, yıkımı demektir. Türklüğün Anayasadan çıkarılması demektir. Türkiyenin adının değiştirilmesi ve Eyaletlere bölünerek, Kürdistan, Ermenistannin kurulması demektir. Garantör olduğumuz, Kibris Türkleri, Nahçıvan Türkleri, Irak Türkmenleri, Batum Türkleri ninde imhası için siyasi adım demektir.

Yüce Türk Milleti,

Yıllardır uyardığımız sivil ve asker tüm yönetici kadrolar, aymazlık içersinde olmuşlar ve BOP projesini görmezlikten geldikleri için, ABD projesi olan PKK nın, Suriye sınırının ele geçirilmesi sürecine müdahale etmiyerek ve AKP hukumeti tarafindan yardim edilerek  (ABD Kürt Koridoru projesi) ve Suriyedeki  merkezi hükümetle çatışmaya girerek ve Terör örgütlerini destekliyerek (İŞİD-El Nusra vs.) bu duruma yol açmışlardır. Sırada, ABD-AB nin desteklediği ve planladığı:  parçalanmak ve Ulus-Devlet Soykırımı planının uygulanması için BOP projesinde yer alan (bkz.  BOP Haritası): Suriye, İran, Türkiye ve Azerbaycan vardır.

Buna karşı şimdiden sivil kuvvetler hazırlıklı olmalı, Türkiye Cumhuriyetinin, Bayrağı, Toprağı, Üniter yapısı ve Türk Milletinin birliği için,  mukavemet hareketini şimdiden örgütlemelidir. Slogancılıkla, demogojiyle, vakit geçirmek ve gaz almak için söylenen romantik milliyetçi sözlerle vakit geçirecek zaman değildir. ABD, AB emperyalizmi ve işbirlikçiler vasıtası ile PKK nın TBMM ye sokulmasıda,  (7. Haziran  ve 1 Kasım 2015 seçimleride) bu parçalanmanın ön adımı olmuştur. Yoğun kaos ve OrtadoğudanTürkiyeye yayılabilecek muhtemel  bir iç savaş sürecini hızlandırmıştır.

Sadece TSK ya güvenerek vatan savunması konusunun bir tarafa bırakılmasının artık yanlış olunduğunun farkına varın.

Önümüzdeki muhtemel bir iç savaşa vatanı kurtarmak için hazırlanın. Atatürkün dediği gibi Milli Meselelerde Merhamet İhanettir, sözüne layık olarak, hainlere Savaş sırasında aman demeyin. Aman dileyene acımayın. Çünkü kendiniz acınacak hale düşersiniz ve vatanıda acınacak hale düşürürsünüz. Artık muhtemel bir  içşavaş sürecinin başlama noktasına doğru ilerliyoruz.

SON HAZIRLIK İÇİN HAZIR OLUN

Hazırlık, genel ve partiler üstü bir örgütlenmedir. Amasya Genelgesi’nin ilk maddesi Türk Ulusu’nun zorlu yolculuğuna ışık tutacaktır:

 BELGE, 26.

Şifre                                                                        2/6/1919

194

 

 

GENELGE

1 – Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir. İstanbul Hukûmeti İtilâf Devletlerinin etki ve denetimi altında kalmış bulunduğundan yüklendiği sorumluluğun gereklerini yapamamaktadır. Bu durum milletimizi yok olmuş gibi gösteriyor.

Milletin bağımsızlığını gene milletin kararlılığı kurtaracaktır. Milletin durumunu görüşmek ve hakkının sesini dünyaya duyurmak için her türlü etki ve denetimden uzak bir ulusal kurumun varlığı zorunludur.

Bunun için yapılan haberleşmeler sonucu her taraftan yapılan öneri ve ulusal istek üzerine Anadolunun her bakımdan en güvenilir yeri olan Sivas’ta millî bir kongrenin tez elden toplanması kararlaştırılmıştır. Bunun için bütün Osmanlı illerinin her sancağından ve parti farklılıklarına bakılmaksızın yetenekli ve milletin güvenini kazanmış üç kadar kişinin olabildiğince çabuk yetişmek üzere hemen yola çıkarılması gerekmektedir. Her olasılığa karşı bunun bir ulusal giz olarak saklanması ve telâsa meydan verilmemesi ve gerekli görülen yerlerde yolculuğun kimlikler değiştirilerek yapılması gereklidir.

`                                                                                             Mustafa Kemâl

 

Yuce Turk Miletinin Evlatlari

Yurtsever herkes, bir iç savaş için değil, yurt savunması olarak genel bir seferberlik  için, mesru mudafa hakkimizi, uluslararasi kurallar cercevesinde ve birleserek adimlarimizi atmaliyiz,

Daha önce çok acı deneyimler yaşamış ve en zor koşullarda en büyük engelleri aşarak başarmış bir ulusun çocukları olarak hazır olunmalıdır.

Direnişe hazır olun.

Başkomutan Gâzi Mustafa Kemâl ATATÜRK’ün emridir:

“Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait çok namusait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar bütün dünyada emsalı görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu seraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini müstevlilerin siyasî emelleri ile tevhit edebilirler. Millet fakr u zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte; bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asıl kanda mevcuttur.”

Milli Kuvvetlerin önder kadroları, olarak kendini lanse edenler, bırakın bu görüşme konuşma birlik çağrıları vs. Fasıllarını, Atatürkün dediği gibi ne yapacağız onu söyleyin. Mertçe olsun ama. Kendi çıkarınız ve şahsi istikballeriniz için değil.

 Tayyibistanın şeriatçı Yeşil gömleklilerine ve havarilerine dur demek için örgütlenmek şarttır. Bu örgütlenme hem Anavatan hemde Yurtdisinda yapılması gerekmektedir. Bu anlamda Milli Birleşik Cephe ve Cepheye önderlik edecek sivil Milli bir lider grubunun derhal hazırlanması ve toparlanması gerekmektedir. Bu hak meşrudur. Anayasamız toptan yok edilmek ve  devletimiz toptan yok edilmek istenmektedir. Hukuki Mücadelenin parelelinde Milli kuvvetler olarak Atatürkü Ebedi Lider olarak kabul eden, demokrasiyi özümsemiş ve Türkiyeyi irfanı ve vicdani hür nesiller yetiştiren ülke ve millet olarak hazmetmek isteyen ve bu uğurda elini tasin altina koymasi icap eden ve enerjisi gözünü kırpmadan feda etmek isteyen, her kişiyi vicdanı ve fiili sorumluluğa davet ediyoruz.

Su andaki en acil vaziyetimiz ve bu refererandumu onerip milletimizi ortadan bolen strateji sahipleri, ne yazık ve ne acıdır ki bu yıkım tasarılarının ve uygulamalarının önemli bir parçasıdır.

Tam, somut ve kesin başarıya ulaşmak için, iç savaş çıkarmayı da düşünen, bu iç ve dış yıkıcı odakları başarısızlığa uğratmak, Türkiye Cumhuriyeti’ni bütünüyle özüne çevirerek onarmak, ulusal onura  sahip her yurttaşın vatan görevidir.

“Yeni yöneticiler gelir durumu düzeltir” umuduyla kendini dizginleyenler, “ordu nasılsa müdahale eder” düşüncesiyle Türk Silâhli Kuvvetleri’nin üst yönetimine bel bağlayanlar, hüsrana uğramamak icin kendilerine dusen gorevi yapmalilar ve  demokratik hukuk kurallari cercevesinde , insan haklari ve gorevleri gozeterek orgutlenmeliler

Mesru Demokratik Direnişe hazır olun!

Erdoğan ve dantelli havarileri, ortaklari olan yavuz hırsızlar şunu bilsinlerki, ne Türkiye Cumhuriyeti, ne 12 bin yıllık Türk Tarihi ve nede 6 bin yıllık Türk devlet geleneği sandıkta kurulmadı ve sandıktada yıkılmıyacaktır. Bunu akıllarından bile geçirmesinler. Ayaklarını denk almaları ve akillarini baslarina almalari için sanıyorum bu uyarı hem gerekli hemde yeterlidir.

Derhal Tayyibin yeşil gömleklilerine karşı, hukuk mücaelesinin yanında, milleti ve devleti yıktırmayacak ve teorik ve fiili olarak savunacak, Türk sivil  mesru mukavemet güçlerinin, devletin içerisinde ki milli kalmış; bürokrat vegüvenlik kuvvetlerinden şahsiyetlerle birlikte, yeniden bir Anadolu Halk İhtilali yapmanın gerekliliğine inanıyoruz.

Ve herkesi bu  Halk Ihtilaline Davet ediyoruz.

Ne Mutlu Türküm Diyene !

Saygılarımızla

Hollanda Türkleri Konseyi Adına

Sefa Yürükel, Başkan, sefamyurukel65@gmail.com

Mustafa Cingöz, Başkan Yardımcısı,cingöz.mustafa@gmail.com

 

YORUMLAR

Bu Haber 139 kez Görüntülenip Okundu