Son güncellenme :18.04.2017 13:35

Anasayfa > Alt Manset, Kültür, Manset > Yusuf Seki’den anlamlı kitap,’ Işığın Büyüsü’

18.04.2017 Sal, 13:35

Yusuf Seki’den anlamlı kitap,’ Işığın Büyüsü’

Yusuf Seki, Brüksel’e gelmiş bir diplomatımız..Türkiye Cumhuriyeti Brüksel Büyükelçiliği Basın Müşavirliği görevinde bulundu Yusuf seki..Tanışıklığımız oradan. İsim adaşlığımızda var tabii..Brüksel’deki çalışmalarını unutmadık.Hatta ‘Sözde Ermeni Soykırımı’ üzerine yazdığı kitabı da.. Ankara’da çalışmalarını beklerken, bu zaman dilimine bir kitap daha eklemiş, bizim adaş Yusuf.. Uzun zamandır, görüşmüyorduk, görüşemiyorduk..Ansızın çıkagelenlerden Yusuf!..Hala gülen yüzünü, kibarlığını, sessizliğini ve  çalışkanlığını hatırlıyorum..
Brüksel’e çok diplomat gelip- gitti!..(Yoldan çevrilenlerin diplomat olduğu şu günlerde Yusuf’u hatırlamak ne güzel!) Çoğu ile irtibatımız kesildi!..Yusuf dostum da tam, ilişkilerin kesileceği bir zaman dilimi içinde ses verdi..
‘Ben buradayım, ya sen?’ der gibi..
Şansa bakınız ki, adaşım Yusuf farklı bir çalışma ile bana ‘merhaba’ dedi..
Benim de yeni kitabım,’Adresine yazılar’ için imza töreni hazırlıklarımız var..
Tebrikler adaş, tebrikler..Güzel çalışmalara devam..
Yusuf CİNAL

YUSUF SEKİ’NİN YENİ KİTABI İÇİN YAZDIKLARINA BİR GÖZ ATALIM:
Benim fikrimce, bir şeyi fotoğraflayana kadar onu gerçekten gördüğünüzü iddia edemezsiniz.(Emile Zola)

ÖNSÖZ

“Işıkla  boyamak, çizmek” anlamına gelen fotoğrafı konu alan   bu çalışmayı,  2015 yılı içerisinde      açtığım   3 kişisel     fotoğraf sergisinin  ardından  planladım.  Bilmeden, öğrenmeden,  sadece   deklanşöre basarak fotoğraf çektiğim   yılları saymazsak, yaklaşık 15 yıl  önce başladığım fotoğraf yolculuğumda,  olaylara bakış açımın değiştiğini,  estetik algımın geliştiğini  ve hepsinden önemlisi   tabiatın güzelliklerinin daha  çok farkına vardığımı gözlemledim.

Esasen, her birimiz çocukluğumuzdan  bu yana fotoğrafla  bir şekilde  iç içeyiz ve hepimizin    başucunda  özenle sakladığımız, yaşanmışlıkların canlı tanığı olan   fotoğraf albümlerimiz  bulunur.   Ben de   yıllarca,  gördüğüm güzellikleri, yaşadığım  anları ve mekânları    fotoğrafladım. Ancak, yurt dışında  görev yaptığım sıralarda  gördüğüm  bir gece  fotoğrafı, ışığın büyülü  dünyasına  adım atmamın başlangıcı oldu.  Zira, bu fotoğraf, yıllardır  çektiğim fotoğraflara hiç benzemiyordu ve adeta ressamın  elinden çıkmış bir tabloyu andırıyordu. Böyle bir fotoğraf  nasıl  çekilebilir diye sorgulamaya başladım.   O ana  kadar  çektiğim, çektiğimi sandığım fotoğrafların  hepsi birden bire anlamsızlaşmıştı. Fotoğrafın, deklanşöre basmaktan ibaret  olmadığının ilk kez o zaman farkına vardım. İşte bu   zihinsel  dönüşümle birlikte,  fotoğraf serüvenim ciddi anlamda  başlamış oldu.

İlk işim bir DSLR (Digital single-lens reflex/ objektifi değiştirilebilir)kamera almak oldu ve sonrasında  yoğun bir öğrenme  ve  bilgilenme süreci başladı. Öğrendikçe  bu  işin hiç de kolay olmadığını, ciddi emek ve zahmet  gerektirdiğini  fark ettim.  Zamanla  estetik anlayışım gelişti. Fotoğrafın felsefi yönünü de  araştırıp incelemeye başladım. İlk zamanlarda kolayca beğendiğim  fotoğrafların  eksiklerini fark ettikçe yolun ne kadar uzun olduğunu anladım.

Farkına varmak  bir süreçtir. Bir  fotoğrafı,  bir resmi, mimari eseri,  estetik algımız geliştikçe farklı yorumlamaya   başlarız. Daha önce fark etmediğimiz yönlerini,  güzelliklerini görür, eserin adeta  içine girer ve onu yaşarız.  Üçüncü bir göz açılır zihnimizde.  Bu arada, hatalar, kusurlar  da sırıtmaya, adeta  gözümüze  batmaya başlar. Beğeni kriterlerimiz  farkına varmadan yükselir. Estetik değer yargımızın geliştiğini  bu şekilde  anlar ve hissederiz.

Fotoğraf  da diğer   görsel sanatlar gibi teknolojik gelişmelerden  etkilenmektedir. Özellikle  2000’li yıllardan itibaren, tüm dünyayı cep  telefonu furyası sarmış ve   kamera özelliği bulunan   bu telefonlar sayesinde  fotoğraf herkesin kolayca ulaşabildiği bir  hobi haline gelmiştir. Kuşkusuz, anlık fotoğraf  üretiminin, amatör  fotoğrafçılık ve fotoğraf sanatı üzerinde  olumsuz etkileri de  olmuştur, ancak,  aynı  zamanda  fotoğrafa  duyulan ilgi de  artmıştır. Önemli olan   bu ilgiyi doğru mecraya  çekebilmek ve  bilinçli fotoğraflar üretmenin yolunu açmaktır. Bu süreçte, tüm dünyada olduğu  gibi, ülkemizde de -bu gelişmelere paralel olarak-  fotoğraf sanatına  olan ilgi de  artmaya başlamış ve fotoğrafla ilgili yayınlar, raflarda yerini almaya başlamıştır.

Teknolojinin gelişmesiyle,  her gün milyonlarca  “anlık” fotoğraf    üretilip kısa süre içerisinde     tüketilmeye  devam etmektedir.  Bu “seri üretim”,  kalitenin düşmesine  ve sıradanlaşmaya  yol açtığı için,  fotoğrafın, “basit ve  hiçbir bilgi tecrübe gerektirmeyen”  bir uğraşı  olduğu  yönünde yanlış bir algı oluşmaya başlamıştır. Böyle  bir algının oluşması kuşkusuz büyük emek, bilgi-birikim ve kabiliyet gerektiren  fotoğraf  sanatının ve  kültürünün  yanlış anlaşılmasına sebep olmaktadır. Zira, kısa zamanda üretilen emeksiz, özensiz ve çabasız bir ürünün   kıymetli olması  mümkün  değildir. İşte bu seri üretimin yol açtığı  fotoğraf enflasyonu nedeniyle, çekimi   günler, hatta aylar süren   emek ve sabır ürünü   fotoğraflar da, -zorlu çekim süreçleri ve  harcanan  zaman  toplumun  büyük çoğunluğu tarafından bilinmediği için-,  hak ettikleri saygı ve ilgiyi  görmemektedir. Öyleyse  ne yapmalı ? Fotoğraf, değil mi ki hayatımızın  her yerinde  çok güçlü bir  şekilde yer bulmaya devam ediyor ve hepimiz istisnasız fotoğraf çekiyor ve izliyoruz öyleyse,   biraz zaman ayırıp en azından  doğru  ve güzel fotoğraf çekmeyi, bir fotoğrafı okumayı, değerlendirmeyi, anlamayı   ve yorumlamayı  öğrenebiliriz. Bu çalışma  biraz da,   toplumda  fotoğraf konusunda  oluşan yanlış algıyı değiştirebilmek,   fotoğrafın   gelişmiş Batı   ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de,  hak ettiği yeri  edinmesine   bir nebze de olsa katkıda bulunmak amacıyla kaleme alınmıştır.

Kitabı, teorik  bilgiler  ve fotoğraf analizleri  olarak iki bölüme ayırdım.  Birinci bölüm, fotoğrafın doğuşu, tarihçesi, fotoğraf kuramları, “fotoğraf sanat mıdır, değil midir?” ekseninde  yapılan tartışmalar, fotoğraf ve resim  ilişkisi, fotoğraf ve iletişim gibi daha çok  teorik  bilgileri  içermektedir.  İkinci  bölüm ise,   teorik olarak  öğrenilen  bilgilerin,  örnek  fotoğraflar üzerinden  pekiştirilmesi, çekim teknikleri,  kompozisyon, ışık, estetik, pozlama gibi fotoğrafın  temel unsurlarının  ve   fotoğrafların çekim hikâyelerinin  ele alındığı bir  bölüm olmuştur.

Uzun  yıllar içinde edindiğim bilgi  ve tecrübelerimi yansıtmaya çalıştığım bu kitabın fotoğraf sanatına gönül veren herkese  bir nebze de  olsa faydalı olacağını  düşünüyor ve ümit ediyorum.

Bu vesileyle,  fotoğraf  serüvenimin her  aşamasında olduğu gibi  kitabın  yazılması sürecinde de , manevi  desteğini esirgemeyen ve  teşvik eden eşim  Aysun Seki’ye, kitabın  grafik ve kapak tasarımını yapan değerli dostum Kadir Canlı’ya,  redaksiyonda emeği geçen   kıymetli dostum Necmi Hastürk’e,  fikri katkılarından ve samimi desteğinden  dolayı  değerli dostum  Mehmet Yüksel’e,  bu  süreçte gösterdikleri  anlayışları nedeniyle çocuklarım Fethi Tuna  ve Kerem  Burak’a ve moral desteklerini esirgemeyen kardeşim Ayşe Seki Aslıyüce ve eşi Hüseyin  Aslıyüce’ye  teşekkürü bir borç bilirim.
Yusuf Seki
İncelemek  ve satın almak için

http://www.kitapyurdu.com/kitap/isigin-buyusu-fotograf/422245.html&filter_name=yusuf%20seki

YORUMLAR

Bu Haber 428 kez Görüntülenip Okundu

YUsuf SEKİ

Değerli dostum bu güzel haberin ve beni maziye götüren güzel sözlerin ve duyguların için gönülden teşekkür ederim. Birlikte çalışmak çok güzeldi. Bu vesileyle ben de yeni kitabın için seni gönülden tebrik ediyorum.

18.04.2017, 17:02